26 Şub 2009

Bildik Bir Öykü / Sondan bir önce :)

Böyle bitmedi tabii ki öykü. Kafasında acabalarla kalan birkaç kişi ve kendim için devam edicem, hızlıca.

Yeni bir dönem başladı benim için…yürümüş olmak için yürüyen amaçsız ayaklar, konuşmak zorunda olduğu için konuşan bir ağızla geçen günler. Öyle sıradan ve sessiz. Çevremdeki herkes derin bir üzüntü ile baktılar bu yeni halime. En çokta annemler.. Hem herkese kızgındım, hem hiç kimseye..En çok kızdığım kendimim aslında.

Üniversite sınavlarına girdim. Annemlerinde çok istediği gibi İzmir’i kazanıp, teyzemlerin yanına gittim. Buralardan uzaklaşmanın bana iyi geleceğini düşündüler. İçimdekiler ve beynimdekiler aynı olduktan sonra, ne önemi var diyordum. Ama haklılarmış. Teyzemler beni çok iyi ağırladılar, evimmiş gibi rahat ettirmeye çalıştırdılar ama yük oluyorum duygusunu daha fazla taşımamak için, yurda geçtim. Asıl macera orada idi. Başka insanlar, yaşamlar, sorunlar, eksiklikler, delilikler, güzellikler derken..kabullendim kendimi ve olanları. Yurt faslıda çok iyi anlaştığım iki kız arkadaşımla ev tutmamızla son buldu.

Biz üçümüz sabit kalarak, pek çok ev arkadaşı değiştirdik. Bulaşık kavgaları, ev temizleme sıraları, yiyecek saklamalar, erkek arkadaş krizleri, kahkahalar, kimi hüzünler, annemleri özlemelerimle geçen 4 senenin sonucunda..Bu alıştığımız ev düzenini bozmayarak, İzmir’de kaldık. Oya ve ben aynı şirkette işe başladık. Füsun’unda birkaç başvurusu oldu, cevap gelmedi. Evimizin kadını o, bize güzel yemekler, sofralar hazırlıyor. Şimdilik yani. Birkaç güne kalmaz söylenmelere başlıyacağını biliyoruz.

O akşam eve girerken, kendimi çok yorgun hissediyordum, hasta gibi. Oya banyoya girdi bense koltuğa kendimi bırakıp

- Füsun, ne yiyicez bugün? diye mutfağa doğru seslendim.

Üzerine domates sosu dökülmüş, koca bir kızartma tabağı ile girerken ki tavrından duymadığını anladım.

- Ne oldu niye bakıyon Seher’im.
- Hiç özlemişim ondan. Sevimli sevimli gülümsedim.
- Aaaa seni bugün biri aradı. Beni mutlaka arasın diye kaç kez tekrarladı, telefonun yanındaki deftere yazdım numarasını.
- Kimmiş ?
- Ali dedi ... diye bağırarak az önce girdiği mutfaktan, bu sefer elinde yemek tabakları ile döndü, yüzüme bakarak.
- Ne oldu Seher ? İyi misin canım, rengin attı birden.
- Yok. Eski bir tanıdık. Uzuzn zamandır, haberleşmediğim. Şaşırdım. Çok eski, çocukluğumdan hem de..

Niye arıyordu beni? Neden soruyordu ki hala? Ne hakla! Sinirden başka bir şey hissetmediğimi anladım o an..

Hiç yorum yok: