04.Tem.2009

Öylesine..

Uzun bir zaman sonra, ilk kez onu görmek için yanına gittiğimde..yarı karanlık, yarı aydınlık, belki de tam ifade ile loş bir oda da, kapısı kapalı, divanın üzerinde uzanmıştı.

Oda değişmemişti, pencereler, divan, mutfak tezgahı ve köşede duran maşınga..
O da değişmemişti aslında. Belki bir tek gözleri..

Yıllarını paylaştığı kişiyi, çok kısa bir süre önce kaybetmişti. Kaybetmek...İstenmeden, istem dışı olduğu için kaybetmek! Bir daha bulma, ümidi olmadan..



Yine de, küçük bir çocuğun sözlerine, kahkalarla gülen bir sesi vardı. Ve, gerçek yanlızlığa, hüzüne bulunan bakışları.



O zor, irili ufaklı taşlarla dolu yolu, narin şehirli terliklerimle yürümeye çalışırken, gördüm onu. Bahçe duvarının ardına koyduğu, sandalyeye oturmuş, uzaklara bakarken. Anımsadığım hep, konuşurken bile gülen sözleriydi. Takılmaları, sataşmaları, tatlı bir sevecenlikle..İriydi, güçlü. Şu an gördüğüm, omuzları düşmüş kişi de o ydu, yine de.

"hoş geldin" dedi gülerek.

bir-iki bildik söz işte, kanıksanan.

Nasılsınıma" karşılık "iyi değilim" i beklemediğim de, doğru. "geçmiş olsun" derken, nasıl da yavan geldi, sesim kulağıma.."sağol" derken, yine de mutluydu, anladım.

Küçük bir yerde, küçük hırslarını, küçük düşlerini, büyük yüreklerinde taşıyan, insanlar hâlâ var.

Read more...

avuntu..

Sokak ortasında,
su birikintisi sevincini yaşayan
güvercin..

değen
en az, tenine
ılık bir serinlik
cümlelerin gidip-gelirken içinde

kalan
en çok, dilinde
nemi

süzülüp giderken
sakladıkların.

dönüp baksan
dışına.

tepende, yakan güneş..
kanadında, toz toprak..

Read more...

01.Tem.2009

Maraz/Hande ALTAYLI



Çocukken dünya kocaman bir oyun bahçesiydi ve senindi. Bilinmezdi, heyecanlıydı ve hayal kurabildiğin ölçüde sana aitti. Geleceği bilmiyordun ama onu gönlünce şekillendirebileceğine inancın vardı. Her şey ama her şey bir ihtimaldi. Dünyayı güzek kılan da işte o ihtimallerdi. Her filmde yeni biri olabilirdin, her kitapta başka bir ömür sürebilirdin. Zengin, ünlü, astronot, veteriner, doktor, mutlu, prenses, başbakan, gizli ajan, ressam, rock yıldızı, futbolcu, hiçbiri imkansız ya da uzak değildi.

Yaşlanmak ise ihtimallerin azalmasıydı. Sahip olamayacağını bilerek bakmaktı etrafa, geçmiş olsun demekti. Asla o kitaptaki adam yada kadın olamazdın artık.

"Sınırlı mutluluklar dönemine hoşgeldiniz" yazan görünmez bir tabelanın altından geçerdin!

"Gerçekler dünyasına hoş geldiniz! Yetinmeyi öğrendiniz mi, öğrenmeniz gereken tek şeyi?"

Gençliğin bittiği yer, hayatın bittiği yerdi aslında, ikinci baharlar falan hep palavraydı, dünya senin sahibindi ve hapı yutmuştun.

Maraz / Hande ALTAYLI

Read more...

25.Haz.2009

şımarık, sabah..




güzel bir sabaha açarken, günümü
penceremin altında ki
sessizliktin..

ertelenmiş
geç varılmış akşam sohbeti, ferahlığında..
yudumladığım
çayımın ılıklığında ve az şekerli..

sende
görüyor musun?
gökyüzünde yavaş yavaş giden beyaz bulutları
sıcaktan bunalan insanları?

sende
arada bir beni düşünüyor musun?

güzel bir sabaha açarken, günümü
penceremin altındaki,
sessizliktin!

Mor menekşe hüzününe bakarken gözlerim
kırmızı kasımpatı heyecanına
bürünüyordu, kelimelerin.

Elim çeneme dayanmış
ne kadar izleyebilirdim seni
bulutları
insanları
ve dahil olmadıklarım
dışımda kalanlar
?

tadılmamış
üzerine çöken öğlen uykusu, rehaveti

uzanıpta
dokunmadığın gecenin içindeki, yıldızlar

rüzgar uçururken
saçlarının her bir telini, dört bir yana
yetişemeyen ellerin

toparlayamadığın bir dağınıklık

hani tanıdık
uysallığın ardında gizli
kabulleniş, varılan.

güne açarken, ruhumu
pencerimin altındaki sessizliktin
var olduğunu, bildiğim..

sende
arada bir beni düşünüyor musun?

Read more...

20.Haz.2009

Bildiğini san!


Hayır, ben bilerek istemedim
İsteyerek seçmedim.

Olan buydu.
Olması gereken.

Seçenek yoktu
Seçenek olması için durumda yoktu.

Önüme serilmişti
Hayır, serilmemişti bile
Olduğunca
Doğallıkla vardı.

Yaşamdı.
Günle
Günden
Gün gün

Tek bir kelime kadar basitti
Net.

Ayrıntıları yoktu
Planı
Hesabı kitabı.

Sus!

Benim adıma konuşma
Hiçbir şeyi, sen bilmiyorsun.

Herşeyi, bildiğini sanıyorsun!

Read more...

18.Haz.2009

...



Bekliyorsun.

Zaman,
O’nun beklentilerini ezip,
un ufak ederken.
Hani damakta ki hoş tad, tam da acıya dönerken.

Bir öfkeydi ki

Yaktı,
Her bir parçasını
Ateşten korlarla savurdu, ardın sıra.

Kenara düşerken
kaç yerden kırıldığının

ve tüm o kırıklarının / yanıklarının
farkında
bilincinde olarak bekletiyor
şimdi o .

Bekliyorsun.

olabildiğince
kalabildiğince
sakin ve emin.

Anla, nafile..

Read more...

17.Haz.2009

?

Arkana dönmeden yürü

Kim söylerse adını
duyma..

Unutmak,
önce kendinden (mi) başlamalı.

Read more...

14.Haz.2009

Mânâ'sız..

Kalabalıklar içinde naif bir suskunluk taşır
yüreğin
Böylesidir en şık olanı
ve
günümüz modası!

Tek kal-a-madığında dahi
buruk bir hüzün
ezgisi ağır melodiye eşlik eden
dilinden dökülen
sade, yormaksızın akan /okunan sözcükler.

Ve
bilmelisin ki
bu hava sana yakıştı!

Burada kal.

(burada kalır mısın?)

Kollarımda..

Hep’lerin
tam arkasında.
Hiç’liğin
yanı başında.

Read more...

12.Haz.2009

Murathan MUNGAN


kestiği kara saçları bende kaldı Gülten Akın'ın
Kimsenin görmediği bir evim var,
Kimsenin görmediği kuytu bir sandık odamda
İçimin dişil yanı kimsenin görmediği bir bohça
arasında duruyor kestiği kara saçları
Saten, atlas, sadokarla koyun koyuna
Hançer saplı bir dize bekliyor başını:
"Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya"
Roman kadar uzun bir cümle
yazabilen hiç yaşlanmıyor aslında
Başkaları okuduğundan beri
üstü açık yatıyor şiirlerim
Olvido'nun lavanta çiçeği kokan kederleri
koynumda uyuyor geceleri
bazen kalkıp üstünü örtüyorum.
günlerin geçmesi bir şey değiştirmiyor
orada olduğunu biliyorum.
Ben de büyük rüzgarları sevdim
Söylenmemiş aşkın güzelliğiyle
içime yazdım yağmuru
yarım kalmış ikindileri,
mevsim dedim,
zaman bekledim
geciken şarkısıyla kalbimin
geçip gittim her seferinde
yabancı pencerelerin
dışarıya seslenen şefkatinden
geçip gittim
Belki aldanmayı, inanmayı, kanmayı
Ben de büyük rüzgarları sevdim
Rüzgarın susması bir şey değiştirmiyor
........
........
Murathan Mungan/Eteğimdeki Taşlar

Read more...

10.Haz.2009

Son ceza..



Kırgın bir bakış
İçli, üzgün

Eller uzanmak isterken
Bir saç buklesi ile oynar
Bir kolye yada

En kötü dakikalardır
Geçmek/bitmek bilmeyen.

Hele bir de
Kayıtsızsa kıran / acıtan..

Hep kötüler üşüşür insanın üstüne
Hep yüreği yakanlar.

Tek bir söz
Bir dokunuş
Bitiverecekken içteki sıkıntıyı
Olmaz.

Söylenmez ki beklenen..

Bitmiyorsa
İçin acısı

dönüp
ardında bırakmak gerekir, değer bilmeyeni.

Omuzlara binen cezaya katlanabilecek
kadar sağlamsa yürek.

Ki ceza,
yine kendinedir.
20/9/2007

Read more...

İzleyiciler

  © Free Blogger Templates Spain by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP