13 Oca 2009

bir güne, bir düş



Benim olmadığını bildiğim bir cümleydi, dışıma yüksek sesle tekrarladığım..
Burada ki "benim"den kastettiğim, "ben" im aslında.
Benim olduğunu bildiğim bir cümleydi, içime usulca sayıkladığım. Buradaki "Benim"den kastettiğim... Ben değilim aslında.


Kimbilir ne zaman yazdım bu cümleleri günceme. Ki tarih atma gibi bir alışkanlığım hiç olmadı. Tarihe ve zamana da pek alıştığım söylenemez aslında. Belki bu cümleyi yarın yazacağım. Belki de hiç...

Belki de hiç bir sese dönüşmeyecek kelimelerim..Belki de hiçbir ses tanımayacak kelimelerimi..
Bilmiyorum. "Belki"leri bu denli peşpeşe kullandığıma da şaşırıyorum açıkçası.
Belki bu "Belki"ler bir temenni barındırır içinde...

Benli düşüncelerimle bu kadar boğulmuşken, kapının çalan zili ile ayaklarıma sürtünen, yaşadığımın tek şahidi kedinin derin/acılı miyavlamaları birbirine karıştı. Yerimden kalkmak için doğrulduğumda zilin sesi dikkatimi çekti. Kapının önünde öylece durdum ve çalan zili dinlemeye başladım.
Kapının ardındaki kapıya vurunca birden ağzımdan o laf çıktı;

- Kapıyı yumruklama. Zili çal!

Çıkan sesimden, duyduğum tepkili tonumdan.. Ürktüm. Kendi kendime "Sussana sen" dedim.
Kapının ardında duran kişi zile arka arkaya basarken

"Seni manyak herif, açsana şu lanet kapıyı" diye bağırıyordu.

Yumdum gözlerimi. Zil sesine şu ana dek dikkat etmediğim için kızdım kendime. Bu ses... Evet bu oydu...

Birilerinin evindeydim. Kimdi ? Tanıdıktı herhalde insanlar.. Kalabalıktı. Sigara dumanına karışmıştı sanki insan nefesleri..

Yüzler dönüyordu, gözlerimin önünde.. Yok. Başım dönüyordu, hoşuma gidiyordu, bu yalpalanan bedenim...o zaman da duymuştum.

Hayır, hayır... O zaman duymamıştım. O zaman tam karşımda görmüştüm. Tam olmasa bile karşımdaydı. Sahiden ben kimin evindeydim o gün? Öznelerle barışma zamanım geldi sanırım. Ama daha önce zaman kipleriyle olan sorunumu çözmem lazım.Sonra o ses yeniden kulağıma fısıldadı;

- Sevmiyorsunuz sanırım bu partileri.
- Eğer şu gürültüden kendimi bulabilirsem sorunuza cevap vereceğim.

Anlamadım bakışını farkedince, bedenimi dengeleyememenin verdiği tüm engelleri aşabilmenin gizli sevincini içimde hissederek.. Eğildim ona doğru, aldığım kokusu bir kez daha döndürürken başımı.. Kapı zili kokuyordu. Evet, kapı zili kokuyordu.

- Eğer şu kendimi verebilirsem, cevabınızı bulabilirim..

Gülümsedi o an. Ona bakmak kapının dürbününden kitap okumak denli güzeldi. Kapının ardından gelen ses karıştı o anda müziğin içine.

- Ya sadist misin nesin açsana şu kapıyı. Sabahtan beri zile bastırıyorsun bana.

O ise gülümseyip;

- İsterseniz açın kapıyı. Dedi.

Bense gözlerimi ondan ayırmadan;

- Onu o kapıya gelmesine daha iki gün var. Dedim.
- Ya kediniz ? Dedi. Ona da mı iki gün var?

Bakışlarım, ayaklarımın dibine doğru kaydı.. Başımı kaldırdığımda, kapının deliği ile göz göze geldik. O an bir delikten nasıl göründüğümü merak ettim.

Ya kedim? Sahi o nerde şuan? Etrafıma baktığımda gözüm orkestraya takıldı. Piyanonun başında kedim oturuyordu. Yanında benim bile hayal edemeyeceğim iki güzel bayan vardı. Patileri nasıl da ustaca geziniyordu tuşların üzerinde. O da beni farketti. Ve bana bakıp miyavlayarak selamladı.

Derken kapının ardından aynı ses geldi.

- Allah belanı versin. Açsana şu kapıyı. Gitarımı unutmuşum onu alıp gideceğim. Geç kaldım sayende.Gözlerimin içine bakıp;

- İsterseniz açın kapıyı. Dedi.

- Gitarı almak için eve gitmesi lazım. Burası benim evim değil ki.

- Peki neden ısrarla basıyor zile?

- Bu hayali bozmak için.

Gülümsedi yüzüme. Pencerenin açık kısmından perdeleri kaldırıp yüze dokunan bir serinlik gibiydi gülüşü.

Elimden tuttu. Kapıya doğru yürüdük birlikte. Sonra açtı kapıyı. Arkadaşım bayanı görünce şaşırdı. Utandı da biraz. Eliyle abuk subuk hareketler yapıp içeri geçti.

Yan odadaki gitarını alıp aynı kapıdan çıkıp, gitti…

hayatinortasinda..
masal mavisi..

NOT : Birlikte cümle cümle geliştirilen bir anlatım..tek bana ait değil, diye özellikle belirtiyim.

5 yorum:

beenmaya dedi ki...

okuam ve yazma terapisi gibi b.r oyun atölyesi hatta kelimelerle kurgulanan...çok güzeldi...

buraneros dedi ki...

beenmaya'ya eksik harfleri yerlerine koyarak,m ile a yı yer değiştirerek katılıyorum:))Yine o güzel uslupla usul usul işleyen lezzetli bir yazıydı,kahvemin tadı güzelleşti aniden:)

Journey to Orient dedi ki...

Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde, bir türkü tutturmuş gelmişken bloguna bir de ne göreyim...

Ne güzel bir yazı yahu. Kim kim yazdınız? Sen nereleri yazdın? Haniyse bir dergide okunan türden.

Çabukcak cevaplar bekliyorum senden :)

Günaydın bu arada. Kahvemi de aldım geldim sana. Yine geleceğim sana :)

hayatınortasında dedi ki...

benmaya, buraneros @ teşekkürler..

jto @ ikinci de az sonra :) masalmavisi ile yazıyoruz. birer cümle şeklinde..düş gücü sınırsız. Ben çırağım henüz.

evoironi dedi ki...

yaz....yaz...yaz.....
en çok yaz...