11 Ara 2009

2012..

Belki de, başrol de kahraman olabilmekti önemli olan. Tüm sır hep buradaydı, yoksa dünya toza ve dumana karışırken, nasıl olur da, her noktadan sağ çıkabilirdi insan..Eee herkes kendi hayatının başkahramanı değil mi? Öyle dedi iç sesim. Ama kaç kahraman mutlu bir finale ulaşabilirdi, böyle bir sonda ?
Ürpererek izledim filmi. Çünkü, kim ne düşünürse düşünsün, ne zaman olacağı hep bir soru işareti olarak kalsa da, dünyanın bir sonu olacağına inananlardanım. Tabiat, doğa bizler için varlığını sürdürmüyor. Bizler, onun içinde yaşayan minicik kımıl zararlıları gibiyiz. Bir zamanlar elimizden düşürmediğimiz bilim-kurgu kitaplarını düşünmek lazım, Tanrı'ların Arabaları gibi. Kıyamet yaşanmış, görülmüş, ileriden geçmişe bir bilgi olarak aktarılan olamaz mı? Belki..
Filmin başlangıç süreci çok güzeldi. Sonun öğrenilmesi, yapılan hazırlıklar, ilerleyen zamana varış ve 2012.

Komik bir başka değimle absürd, yuh artık dedirten sahnelerine rağmen, pür dikkat, görüntülerde aktarılan kaybolan dünyayı ve insanların mücadelesini soluksuz izledim. Çocukların olduğu bölümler de, ağlamadım dersem yalan olur ki, duygu dozunu iyi ayarladıkları da bir gerçek.
Aaa bir gerçek daha vardı ki, paranız yoksa, kim olduğunuzun hiçte önemi yok. Değerleriniz, bilginiz, iyi yada kötü bir insan olmanız değil de, çil çil euro larınız, yaşama hakkınızın giriş bileti olabiliyormuş. Etkilendiğim bir sahne olduğu için, özellikle bu fotoğrafı bulmaya çalıştım :) İzleyen filmi zaten çoktan izlemiştir, gitmeyenler ise film yorumlarını bolca okumuş ve hatta gına da gelmiş olacağından, detaylı yazmakta sakınca görmüyorum. Gemiye binmek için yüklü bir bedel ödeyen üst tabaka insanlar, gemi arızalandığı için 3 numaralı gemiye binemeyince, diğer gemilere binebilmek için böylesi bir izdiham oluşuyor. Ve arkadan gelenlerin itelemeleri ile önde bulunan kişiler denize düşüyorlardı. Ve garip sesli Rus kahramanımız da, çocuklarını gemiye bindirebilme uğraşında, ölüyor. Tabii öncesinde, o kadar kalabalık içinde, o kaygılar arasında, sevgilisinin "aaa sen beni bıraktın ama ben hala buradayım" ifadesi ile argo hareketini gördükten sonra..
Alttaki sahne de, en gayri ciddi bulduklarımdandı, üstüme ne vazife ise bahsetmeden geçemiycem:) Amerikan Başkanı, yufka yürekli, yufka bakışlı büyük insan, kaçmak yerine ülkesinde ki, diğer insanlarla ölüme gitmeyi tercih ediyor. Detayları atlayarak finale varıyorum, kurtuluş gemileri Çin'de..Binbir zorluklarla oraya varıyor, kahramanlarımız. Gemi, motorları çalışamaz bir durum da, dalgalarla boğuşurken bir uçak tsunami ile beraber gelip, gemiye çarpıyor. Geminin içindekiler şöyle fısıldaşıyor "başkanın uçağı" :)



Yardımcı rollerde ki, kişilerin ayak altından çekilmesi ve kahramanlarımızın gülen yüzleri ile film sona eriyor. Asıl garip gelen bana, büyük alışveriş merkezinin döner kapılarından çıktığımda hissettiklerim oldu. Bir anda cadde, o yüksek katlı binalar, arabalar ve insan kalabalığı, çok boş ve anlamsız geldi.

1 yorum:

dick laurent dedi ki...

çok güzel yorumlamışsın.. ben de izledim, ve bir o kadar boş buldum filmi.. aksiyonlar bunaltıyor, tipik amerikan klişeleriyle dolu her sahne.. e olsun o kadar, bir türk yapsa farklı mı olurdu değil mi.. neyse bakalım, hala 3 yılımız var, dolu dolu yaşamak lazım :)