2 Mar 2009

sayıkla -ma-





“ Yıl olmadı mı henüz
Kaplumbağa adımında
Yüzündeki bu yeni
dalgacı edayla, geçerken zaman.

Ay’da mı değil?

Gün öyle mi? ”

zora dönüşüyor o’nsuz yaşa-ma-dıkların.

İllet bir öksürük varsa teninin içinde..
Kurtulamazsın ki, bir anda.

nefesinin
soluğunun
bedeninin
düşüncelerinin
ahhh anla işte
beyninin içinde iken!

Şimdi susma,
Koy teşhisini..

Yıl olmadı
Ay da
Gün..
Sayabileceğin birkaç gün.

Pazar’ın ardı pazartesi
cuma’nın öncesi Perşembe

hâlâ öksürüyorsun.
“seviyorum”

Zor muydu bu kadar
tek kelimeyi fısıldamak
hâlâ seviyorsun.

Koy şimdi başını yastığa.

Varsın yaşansın
uzanamadığın
aralık kalan o ikinizin dışındaki mesefade,
başka bir zaman.

Nisan’ın ılık nefesi Mayıs
Eylül’ün serinlettiği Ağustos

Duyabiliyorsan sesimi
sadece ateş sayıklamaları bunlar,
geçecek..

fısıldıyorum kulağına
tek sen, dinle..

aşkın kızıl ateşi
saçının her bir telinden
parmak uçlarına kadar
yakacak tenini.

kalan kül, sen olana kadar.
kalan sen, kül olana kadar.
.

3 yorum:

efsa dedi ki...

ne güzeldi, inan varya o kadar içime işledi ki. belki de en işleyeni buydu yazdıklarının arasından çok çok sevdim ben bunu. yüreğine sağlık

Hüseyin Soykök dedi ki...

kimi yürek acısına dayanamaz.kiminin böğrüne saplasan hançeri gıkı çıkmaz..
Sevdiğine seviyorum diyebilmek belkide bu coğrafyanın en çetin işi..Ve ondanda zoru o sözün ardında bir ömür durabilmek..
Yanyana ayrı yönlere bakarken bile onun sıcaklığını duymak..onu hissetmek..
Biri bir diğerini bir an için olsa bile gerçekten sevdiyse..o kişi var olmuştur artık kül de olsa yok olmaz hani...

kaleminize sağlık içten bir şiir..

hayatınortasında dedi ki...

efsa, hüseyin soykök teşekkür ederim :)