23 Ağu 2011

20 Ağu 2011

Fedailerin Kalesi Alamut /Wladımır Bartol



Güzel bir genç kızın hiç bilmediği, tanımadığı insanlarla yaptığı bir yolculukla başlıyor kitap. Cennetten farksız bir yerde buluyor kendini. Aynı yerin bir başka tarafında ise sıkı, disiplinli ve zorlu bir eğitimden geçirilen gençlerin gözünden dinliyoruz Alamut Kalesi'ni..
Hasan Sabbah'ın istediği ve planladığı şekilde sınavlardan geçen bu gençler, fedai olarak savaşmaya hak kazanıyorlar. Ve içlerinden şanslı olan üç tanesi "cennet kapılarının" anahtarının emanetçisi olarak müjdelenen Seyduna'nın, yıllar öncesinde bulunduğu bir ortamda kullandığı ve âşık olduğu kadın aracılığı ile sırrını öğrendiği,yetiştirdiği haşhaşlar sayesinde başları dumanlı, hisleri zayıf olarak cennette huriler arasında bulurlar kendilerini..
Döndüklerinde, yaşadıkları o anlara olan bağlılıklarının derecesinde Seyduna'ya bağlanırlar. Ölmek artık onlar için cennette vaad edilen ve dokundukları o güzellere kavuşmakla eştir. Kalenin kuşatıldığı, elçilerin huzurda bulunduğu kısaca, tanıkların gözleri önünde "ölmeleri" emredildiğinde gülerek ve âşkla sunarlar bedenlerini...Korku, saygı, şaşkınlık, kızgınlık, endişe ile seyretse de diğer fedailer, yeni mesih olarak gördükleri Hasan Sabbah için çılgınca ölüme gitmeye adarlar kendilerini..

6 Ağu 2011

esinti..



Kalbine eser, rüzgarın nefesi
yanıp kavrulurken; kıble
üşürken gündoğusu!

günden paya düşen fırtınaysa
bedenin dimdikse de ne âlâ
yüreğin alabora!