
9 Kas 2011
arefe

23 Eki 2011
ah!
17 Eki 2011
dip..
12 Eki 2011
Şairin Romanı / Murathan Mungan

Murathan Mungan'dan "Şairin Romanı"
Şiirin öldüğü, romanın öldüğü, hatta edebiyatın öldüğü, yazılı kültürün de giderek ölmekte olduğu söylenen bir çağda dünyanın ve dilin belki de en eski sanatı olan şiire, roman sanatı aracılığıyla alçakgönüllü bir saygı duruşu…
Şair yazar Murathan Mungan’ın Temmuz 2005'te yayımlanan Elli Parça kitabının birinci bölümünde okurlarıyla buluşan “Şairin Romanı” 8 Nisan’da kitapevlerinde, hem karton kapaklı hem sert kapaklı olarak satışa sunuluyor. Görsel Tasarımını Hakkı Mısırlıoğlu’nun yaptığı kitap, kapağının yanı sıra her bölüm için özel olarak tasarlanmış 7 iç bölüm kapağından oluşuyor.
“Şairin Romanı”, teknolojinin, elektriğin, modern diye tanımlanabilecek birçok şeyin keşfedilmediği, dünyanın kadim zamanlarını andıran “Yerküre” adlı bir gezegende hemen hepsi şair olan kahramanlar arasında geçen, çok kişili, çok olaylı, uzun soluklu bir roman.
Batı’nın modern çağ fantezi romanlarıyla Doğu’nunBinbir Gece Masalları’nın özgün bir bileşimi “Şairin Romanı”, pikaresk roman geleneğinden başlayarak roman sanatının geçirdiği çeşitli evrelerden masalsı bir dille nasibini alan yekpare bir anlatı kuruyor. Zaman zaman tabiat tapınmacılığına varan pagan bir duyarlık taşıyan roman okuyucularına yol boyu geçilen şehirleri, binaları, ağaçları, çiçekleri, hayvanları, gelenekleriyle başlı başına birgezegen sunuyor. Romanda, aşk, macera, intikam, yolculuk, kimlik değiştirme, bir esrarın aydınlatılması gibi roman sanatının belli başlı tüm izlekleri saklı bir ironiyle yer alıyor.
6 Eyl 2011
23 Ağu 2011
20 Ağu 2011
Fedailerin Kalesi Alamut /Wladımır Bartol
6 Ağu 2011
esinti..
24 Tem 2011
aşikâr..

Dedi ki, buğulu sesiyle
Yağmur ve çamurun birbirine karıştığı işlek bir cadde de
Eteklerimi toplamış gidiyordum, telaşlı.
Siz, o süslü şapkanız,
bastonunuz ve şık kıyafetinizle atların çektiği arabanız içinde
Kısa
Kısacık bir an göz göze geldik.
Ki, kavuşamadığımız aşikâr.
Bayım, beyazlara bürünmüş esmer tenli köleydim,
Yeşillikler içinde bir bahçe de, yeni açmış çiçeklerin üzerinde
Vakit geçirmek için yanıma gelen bir sahiptiniz!
Teninizin tadı eski günlerden aşikâr.
Bayım, kadınlı-erkekli kalabalık bir meydan.
Belki, panayır
Belki, düğün.
Tokmadığın davula inen tok sesi.
Süzülen bakışlarım,
yine size değen bakışlarım.
Basmadan elbisemi düzeltmişimdir birkaç kez, çekinerek.
Yeleğinizin cebinden çıkarıp sarma sigaranızı yakmışsınızdır, efkârlı.
Ola ki, kavuşmuşuzdur o seferinde.
Ağustos böceklerinin seslerini dinlediğimiz gecelerde, öğrenmişizdir
Karşılıklı susmayı.
Yorgun gün sonlarında, birbirimizde soluklandığımız aşikâr.
Dedi ki, buğulu sesiyle
Aşk mı dediniz bayım?
Bunca kalabalıklar içinde
Dönüp dolaşıp
Dönüp dolaşıp aynı insana yanmaktan başka nedir ki?
18 Tem 2011
Ahmet Ümit'ten okunupta, eklenemeyenler :)




