17 Tem 2011

Piruze - Sinan AKYÜZ



Bazen ben seçim yapmadan, okuduğum kitaplar konu, ortam olarak birbirlerini takip ediyorlar yada tamamlıyorlar.
Babasının görevi nedeni ile gittikleri ve yaşamak istemediği Şam'da, gönlünü çelen bir delikanlı ile ailesinin itirazlarına rağmen evlenmeyi seçiyor Piruze. Mutlu evliliği, kendisini çok seven kayınpederinin ölümü ile hiç ummadığı yöne doğru gidiyor.
Sadece Şam'da değil, Türkiye sınırları içerisinde de pek çok kadının yaşadığı kayınvalide şiddeti, aldatılma, evden kaçış, çocuklarının hatırına geri dönüş, eşinin ikinci bir evlilik girişimi, kayınvalidesinin desteği, iftiralar, şiddet ve çocuklarını ardında bırakarak evine, daha doğrusu destek göremeyeceğini bildiği için baba yuvasına değil kendi şartlarını sıfırdan yaratarak yeni evine kaçış..
Son sayfasını bitirdiğimde ya sonra? dedirten kitaplardandı..

Halide Edib Adıvar - İpek ÇALIŞLAR



Ne kadar da, az anlatılmış, tanıtılmış diye düşündüm okurken. Yaşadığı her anı dolu dolu geçirmiş bir kadın Halide Edib..Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde öğrenim görmüş. Amerikan etkisi, yıllar sonra "mandacılık" la suçlanmasının ilk izleri öğrenim yaşamı ile başladı belki de..
Evlilikleri, romanları, bulunduğu entellektüel çevre, Atatürk'le yollarının kesişmesi, çatışmaları, diktatörlükle suçlaması, çocukları, onlara hep hasret kalması, askerliği, Latife Hanım'la, Fikriye ile tanışması, yurtdışında yaşadıkları yıllar, Atatürk'ün ölümü, İnönü'nün onlara verdiği destek, yurda dönüş, üniversite de İngiliz Bölümü başkanlığına seçilmesi, yayınlanan romanları, hatta sinemaya aktarılan romanları, yaşlanan sert bir mizaca kavuşan, eşini kaybeden, hastalandığında bile günlerini boş geçirmekten yana olmayan bir Halide Edib.
Doğruları ve yanlışları ile tarafsız bir anlatımla yazılmış, çok güzel bir kitaptı..

Saraydan Sürgüne - Kenize Murad



Sarayda doğup, o kültürü alan bir minik kız Selma. Annesi Sultan Murad'ın kızı Hatice Sultan 25 yıl Çırağan Sarayı'nda tutsak yaşamıştı babası ile birlikte..Sürgüne gönderildikleri Lübnan'da kızını bu tutsaklığın tesiri ile serbest, özgür ve bir o kadar güç şartlarda büyütmüş. Alışageldik lüks ve cömertliğin bitmesi ile parasızlık, hastalıklar derken Selma Hindistan'da hiç görmediği, tanımadığı bir Raca ile evlendiriliyor. Kitabın bu kısımlarında Hindistan'daki yoksulluktan, geleneklerinden ve özellikle Kerbela Törenlerinin anlatıldığı kısımlarda ruhum daraldı diyebilirim. Kitap trajik bir şekilde, kitabın yazarı Selma'nın kızı Kenize Murad'ın Paris'te doğumu, yoksulluk, sefalet içerisinde ölüm ile sona eriyor.

Tarihe yine farklı bir açıdan bakmanızı sağlıyor kitap.

27 Haz 2011

serbest düş'üş..



"ah!
istanbul hiç bu kadar tenha olmadı
istanbul bu kadar tenha kalmadı"

yakalayın beni de
kollarımdan
bacaklarımdan
kalabalıklar içindeki yalnızlığımı tutun
tutun gagalarınızın ucundan..

göklerin maviliği gözlerime..
bulutların tüyden hafifliği ruhuma..
rüzgarın fısıltısı tenime..
sinerken

kalanlarımla bırakın beni
bırakın, bulduğunuz yere!

5 Haz 2011

!



Sessiz kalıyorsam
İki çift kelimeyi ardı ardına ekleyememekten değil!

Öfkenin zehiri saçılırken etrafa

Karalarken adımı
Geçmişimi
Huyumu
Sükût edebimdir!

Hakaret edebilme hakkını kendinde görüyor olman
Karşındakinin bunu hak ettiği anlamına gelmez!

Selam’a selam
Sevgi’ye sevgi
Alkış’a alkış
Hakaret’e hakaret
Katamam

Deşme!

24 May 2011

minel aşk!

“Dön,

Zaman değişsin
Dönsün geçmiş”

Sıralanıyor cümleler önce gözlerindeki bakışa
sonra derinlere

İzliyorsun

Sözler eksik kırık, dökük..
ne eksik
ne ?

Tek kelimesiyle içindekileri savuran!
Minik bir toz zerresi olsan da, şu yeryüzünde
“En önemlisin” i hissettiren sana
Hani özlemlerin ateşi
Öfkenin
Kendi kendini bitiren kıskançlığın
Eş değeri!

Yüzüne yansıyan güneş
Ah heyecanlar
O’nu beklemeler
O’na varmalar
O’nu hatırladıkça
hatırladıkça yaşıyorum sanmalar
ah minel aşk!

dön ki,
değişsin bugün
aşk değiştirsin; aslına varırken zaman!

14 May 2011

mayıs


gittikçe kayboluyor ağaçların ardında güneş

mavi

kırmızı bir şerit, izi..


ağaç yapraklarında asılı kalıyor

esen serin rüzgar

ve nisan'larım..

ki, tomurcuktu günleri

gonca gonca

açardı!

üfle

soluğun yettiğince..

sıkıca yumarken gözlerimi

"mayıs" diyorum ben

Bu

bahardan, son dileğim..

14 Nis 2011

tekrar..


Kalabalığa
kalabalıklara
karıştığını düşünürken;

çarşı da
pazarda
yollarda
otobüsün içinde
durağın altında
kaldırımda telaşla akıp giderken yan yana!

kayboluyordu"ben"liğin.





29 Mar 2011

tekrar..



Hatırlamadıklarını, hatırlıyorum.

Hatırlıyamadıklarını da, hatırlıyorum.

Hatırın için!

26 Mar 2011

sızı

“Omuzun, dayalı kaldığında

kapının ardında / dışarıda kalakaldığında

belki, anlarsın.”

Yüzüne yayılan tatlı tebessüm de silinir

İçine dokunan huzurda..

Ellerin!

İlk

eller koyar mesafeyi

uzak ve o denli yabancı.

Gözlerin!

Yüze düşmeden izi

Varlığın etrafında dolanır, ürkek.


Beden terk ettiğinde;

ruh çoktan kopmuştur bağlılık yemininden

ağlarsın!