13 Oca 2011

içtihat..

Pazartesi nin anlamı olmalı

Salı nın “bir” anlamı..

Cuma nın bambaşka!


Günü güne devirirken..

Eklerken,

ard arda harfleri

Seslendiğin cümlenin

Tek bir anlamı olmalı

Benim bildiğim!

yitirdikçe, bilinen..



Geniş camların ardında

karanlıktaydın

Hüzün perdesi ardına dek açık.

Yalnız

Sessiz ve yitik.

Zifiri siyah emerken kendi içine doğru, bedenini.

Gözlerin

Ev ev

Sokak sokak

Tek tek parlayan ışıklarda

Bütün olduğunda geceyle

anladın.

Sadece

durduğun -bu- yerden görebilirdin

dışındaki umudu.

10 Oca 2011

Kaplumbağa Terbiyecisi / Emre Caner



Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu çok tanınmış olsa da, ben Çiçekleri düzelten o narin bayana ait tablosu'nu çok sevdiğim bir ressam olarak, ilgiyle okumaya başladım kitabını.
Yaşadığı döneme göre oldukça aydın ve entellektüel bir kişi olmasının yanında, hukuk okumak için Paris'e gidip, resime ilgisi nedeni ile okulu bıraktığını..Daha sonra Sadrazamlığa yükselicek olan İbrahim Edhem'in oğlu olduğunu, Osmanlı'da yapılanan ilk arkeoloji müzesi'nin müdürü olduğunu -Bu görevi sırasında Osmanlı toprakları içindeki taşınabilir bütün sanat ürünlerini, toplama, koruma ve sergileme düşüncesiyle çalıştı.-
Paris'te tanıştığı Alexandre Vallury'e Arkeoloji Binası'nın yapımını teklif eder.-Müze müdürlüğü sırasında pek çok kazı başlattığı gibi, İskendder Lahti’nin çıkarıldığı 1887 Sayda kazısına kendisi de katıldı. Arkeolog T. Reinach ile birlikte Sayda kazısıyla ilgili öenmli bilgilerin bulunduğuNecropole Royale du Sidon ve heykelci Ervant Oskan’la birlikte Le Tumulus de Nemwoud Dagh adlı kitapları hazırladı.-
Sanayi-i Nefise bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar'ın kurucularından olduğunu, resim bölümü ile kendisinin ilgilendiğini Mimarlık bölümünü ise Vallury'e emanet ettiğini bu kişininse; İstanbul Erkek Lisesi, eski Haydarpaşa Lisesi( ortaokul döneminde kısa bir süre de olsa, içinde okuduğum o muhteşem bina), Karaköy'deki yine pek çok mimarının da aynı kişi olduğunu öğrendim.
Güzel bir tarih kitabı, okunmalı :)




İstanbullular / Buket Uzuner



Hayatları birbirlerine değerek, içiçe, anlarını paylaşarak geçiren bir grup insanın..Tekil ama sesli düşünceleri. Birbirlerinden uzak ama aynı mekanda, farklı tepkilerle yaşadıkları bir İstanbul macerası..daha doğrusu, havaalanın dışına bile çıkmayan bir gün.

"Böyle korku dolu bayağılıklara ayıracak hiç zamanım yok! İstanbul'um ben, Ön Asya'nın, Yakın ve Orta Doğu'nun, Balkanlar'ın ve Doğu Ege'nin, Kafkaslar'ın ve Doğu Akdeniz'in en Avrupalısıyım ben! Çağ açan, çağ kapayan en güçlü şehriyim bu diyarların. Doğuştan Avrupalıyım; hem Bizanslı, hem Romalı, hem Osmanlı, Hem Türk'üm! Bir zamanlar şahsımın başkent olduğu devlete ve mülke bizzat "Avrupalıların Avrupa'nın hasta insanı(!) adı taktıkları şehr-i İstanbul'um ben!
Akdenizli, Karadenizli, Egeli, Avrupalı ve Avrasyalıyım, binlerce yıldır türbanlı dilberden saçları belinde salınan güzele, fesliden şapkalıya, feraceliden peçeliye, kalpaklıdan kasketliye, takkeliden kippalıya, kapalıdan açığa, her çeşit İstanbulluya bir arada yaşama şansı vermişimdir bağrımda, şimdi neden bu yüzyılın başında değişecekmiş karakterim, buna inanacak fâniye şaşarım! İstanbul'um Ben, ölümlülerin aşk ve ölüm korkusuyla ölümsüz kıldığı, şehirler şehri, cihan ecesiyim.
Benim adım İstanbul"

6 Oca 2011

tekrar..


Bir güne, kaç duygu sığabilirdi?

Sen
her düne;
her yarına; onunla var'dın.
Şaşkın!

31 Ara 2010

dalga..



Ne kalabalık her yer
sıkış pıkış

evet,
havalar da çivi hıncıyla kesiyor
yüzünü, kulaklarını, ellerini..

yorgunluk mu dedin
suskunluğu-mu-n nedeni?

bu
değil.

sus'kunluğun!

anlamlara teğet geçerek,
salağa yatıyorum.

İstersen anla
istemezsen anlam'a!

20 Ara 2010

aşk'a dek..

yenilmiyor sevgisine
vicdan ruhum
sığışıp bu kompartımana
meydan okuyor acıya da
yenilmiyor

tutmuş
acı dolu sevgimden çekiyor
sevgilim
acı dolu
onun beni bırakıp gidişleri
ve aramızda kadeh kadeh şu zincir

anlatayım:

o, kadeh kadeh giderdi
alkol kokardı gülüşü
hep duyardım kadehin sesini
içerdim
o çok gider ben çok çok içerdim
acırdı tenim
bu
duymamı sağlardı gelişini

o alkol kokardı gelirken
çok da kızardı
üstelik sarhoş olamayışına

ve akşamları
inadına çok çok gururluyduk biz
eyvallahımız yoktu
içerdik
çokk çokk isterdik aşkı
öyle delikanlıydık sokakta

geçemezlerdi zincirimizden
yenilmezdik
acırdık sadece
çok çok acırdık

ve o dönerdi
köpek gibi öperdik birbirimizin gurursuzluğunu
uyurduk

yine akşam olurdu
o kokardı
ben sarhoş olurdum

kendisinden midesi bulanırdı
içemezdi benim kadar
ben içerdim

severdim çok bulunmayı aşkta
o da beni severdi bilirdim
5. kadehte beni bulur
o yüzden gidemezdi hiç 5 kadehten fazlasına
dönerdi
sonra beni görmek istemezdi
içi almazdı
hem o geldiğinde ben de uyumuş olurdum
kızardı kızardı
alkol kokar kokar kızardı
ben duymazdım

gururlanır gururlanır gider
gururlanır gururlanır dönerdi

en çok içkiye kızardı
içi almıyordu
ve kimse içkiyi ortadan kaldırmıyordu

her akşam içerdi
özlemiydi sarhoşluk

uçaktaydı gözü
hep gitmek isterdi, ulaşmak

aşk derdi özlemine
aşk için içkiyim

ama içi almazdı
ben çoktan sarhoş olmuş olur
arkamı dönerdim
zincir çekilmiş olurdu
dönerdi küfrede küfrede zincire
ve içinin almayışına

dönerdi küfrederdi bana da ona da
içkiye de
aşk arardı
aşkı

aşk
gizlenmişti sevgimizin ucuna
trende bir kompartımandaydı
tümm isteksizliği bundandı
tüm hayyaleri vardı kompartımanın dışında
o ucun ardında

ama kopamazdı, sarhoş olamazdı
almazdı içi yenilmesini sevgisinin
yenilemezdi
dönerdi

yenileyemezdik sevgimizi
acırdık çok çok acırdık
o kokardı ben sarhoş olurdum

aşk kokardı yıldız yıldız
dayanamaz sönerdim
gücüm yetmezdi aşkına
kokusu
alır beni bir sevginin ucuna görürürdü
dayanamaz severdim
ve gözlerim kör kulaklarım sağır olurdu çığlıklarına
dayanamazdım bensizliğine
Hak’sızlık ederdim
dönerdim arkamı dünyaya
zincir gerilir
o küfrede küfrede dönerdi
kocamandı sevgisi o kopmazdı

kokardı sadece
ben içerdim
o içkiye kızar içki kokardı

ikimizde sevgideydik
ben ucundaydım o geri kalanında
o içkiydi, ben sarhoş.
o kızardı hep kızardı
ve hep arardı
vermiş olduğu aşkı
ucunu sevginin

içerdi,içerdi
son dubleye getirirdi sevgisini

bakışırdık yatağa
içimden hep derdim keşke bana dönmese
özgürleşse
zincir gerilirdi
ve ben hemen hak yerdim
içerdim
ölmeyi yediremezdim kendime
o içememiş olur
küfrede küfrede dönerdi
ben içmiş ve sarhoş olmuş olurdum.

zaten almazdı içi
yetmezdi vicdanı
kocaman yüreği vardı
ve kocaman gururu
yanına yaklaşsanız
tekme tokat dalardı kavgaya
yenerdi beni ve herkesi ve vicdanını
ama dönerdi yine

yetmezdi vicdan onu anlatmaya
ama kocaman yüreği vardı
koyardı vicdanı bir kompartımana
gider gider
dönerdi
küfrede küfrede dönerdi ama dönerdi vicdana

çekerdi çekerdi zincirin ucunu
acıtırdı sevgimi

ve ben hemen içerdim son dubleyi
vicdan bendim kompartıman ben

küfrede küfrede dönerdi…
anlatayım:

sabah olurdu, ikimiz birden söylerdik:
beni aradıkları yer benim değil ki
aslında kaybolmadım da
çaldı bir gitar beni
ödeştik

yaratıcı oydu
okuyan ben
tek suçu okura olan düşkünlüğüydü
gece ödeşirdik

yenileyemezdik sevgimizi
mahkumduk

vicdanı yenen bir sevgi
görene dek
aşka dek
içerdik


19 Ara 2010

akis..




sana baktım, beni gördüm.
sen hissediyordun
alçak tonda anlatıyordun

ben taşıyordum cümleden
ürktüm.

anlatırken, nasıl da çırpınıyordum
var olduğumu anımsaman için!

sana baktım, beni gördüm.

Ah acizdim, karşında!


16 Ara 2010

kış masalı..



akşama varmadan
sabahlara yorgun göz kapaklarının ardından
günaydın derken..

yağmur
saçlarının perçemlerinden süzülür
emek için, para için, varmak için
sen
telaş
soğuk
peşi sıra..

balkon altında serenad yapan prensin; yok
reveranslar
sana değildir sarayında
olsa olsa
sildiğin yerlere!

Söyle,
kim masalına, kış kış dedi?

7 Ara 2010

ilmek ilmek..




kalın şişlerin üzerine ilmek ilmek atıp umutlarını
söküklerini örüyordun, ömrünün!


izledim seni
öyle
sakin..


tükenirken; hayalden yumağın
sözlerim
sarınırken; uzayıp giden heveslerin
sıcağım

ördükçe
kalan boşlukları doldurmaya

ben
yetmedim.